28 Temmuz 2008 Pazartesi

İNSANDAKİ BAZI HALLER

İNSANDAKİ BAZI HALLER

Hangi konuda olursa olsun öğünmek iyi bir huy, alışkanlık değildir. Olgun, görgülü, bilinçli, mütevazi olan bir insan hiçbir üstün meziyeti ile övünmez. Hatta bundan bahsetmekten hicap duyar.
Elbette ki insanlarda birbirlerinden üstün meziyetler vardır. Birisinin kolayca yapabildiğini, becerebildiğini bir başkası yapıp beceremez. Birinin gücü kuvveti bir başkasından daha üstün olabilir, ya da daha yetenekli olabilir. Bu konuda güzel bir de anekdot vardır.
Üçüncü murat pek güçlü, kuvvetli ve de çok iyi ok atan bir padişahmış. Bir gün yanında bulundurduğu cüce ile kırlara gezmeye çıkıyor, gezerken okunu atıp yarıya kadar bir ağaca saplıyor ve cüceye dönerek;
-“Görüyor musun? Bak ok yarıya kadar ağaca saplandı, işte sen bunu yapamazsın.” Diyince cüce atın ön ayaklarının altına ayakta olarak girip öteki taraftan gene ayakta çıkıyor, başı, atın karnına değmeden. Üçüncü Murat’a dönerek diyor ki;
-“Sen de bunu yapamazsın.”
Demek oluyor ki herkesin her şeyi yapması ya da herkesin her şeyi bilmesi mümkün değildir.
Bir de gösteriş meraklıları vardır ki, bu da kendisinin başkalarından üstün olduğunu ispatlama arzusudur. (Hoş insanların hepsinde vardır övünme duygusu ve gösteriş ama bunu asgariye indirmenin yollarından birisi bilinçli olmaktır, yoksa övünmekten hoşlanmayan insan hemen, hemen yok gibidir, varsa da müstesnadır.) Kendisinde olup da başkasında bulunmayan özellikleri gösterip üstünlük taslamaktır.
Çok az olmasına rağmen bunların tam tersi insanlar da vardır. Bunlar çok çekingen insan tipleridir. Fazla çekingen insanlar kalabalık arasına karışmaktan pek hoşlanmazlar. Bu tip insanlar genellikle çocukluklarında yalnız kalmış, yalnız büyümüş insanlardır. Babadan, anneden fazlaca tepki görmüş, şefkat görmemiş oldukları için çok çekingen olmuşlardır. Bu tipler hep “pot” kırmaktan korkarlar. Halbuki bir insan kişilik sahibi ise çevresine kendisini kabul ettirmişse bir takım görgü kurallarını ihlal etse, kural hatası yapsa bile hoş karşılanacağı muhakkaktır. Onun kırdığı pot diğerlerinin hoşuna bile gidebilir.
Şaka ile alay arasında ise çok büyük bir fark vardır. Bazı kimselerde kendisini başkalarından üstün görme hastalığı mevcuttur. Bu ise hakikatten iyi olması mümkün olmayan bir hastalıktır. Bunlar, başkalarında gördükleri ufak-tefek hataları alay konusu ederek onlarla dalga geçip kendilerini tatmin ederler. Hastalıkları müzmin olduğu için bundan vazgeçmeleri hiçbir zaman mümkün olamaz.
Alay etmek aynı zamanda ruhsal bir aşağılık duygusunun tetiklemesinden ileri gelmektedir. Bir insanın eğer kendisine fazla güveni yoksa başkaları ile alay ederek bu hissi yenmeye çalışır. (Kendisine güveni olmamak insanın en kötü yönüdür.) Bu alay denen şeyi hemen her insan yapar ama çoğu bunun dozunu kaçırarak kendisine güven kazanmaya çalışır. Halbuki bu hareket onlara hiçbir zaman güven falan kazandırmadığı gibi gülünç durumlara bile düşürebilir. Kendisinde olmayan bir takım özellikleri, üstünlükleri başkalarına empoze etmeye çalışır. Mesela onun olmayan bir şiiri, yazıyı, fıkrayı “benim” diye başkalarına empoze etmeye çalışmak gibi.
İnsanlar da türlü, türlü haller vardır ama insanın insan olması için gene de insan olması gerekmektedir.

Hiç yorum yok: