UNUTUR MUYUM?
Ben özlüyorum maziyi
Başkalarını bilmem
Hiçbir zaman hiçbir şeyi
Asla kalbimden silmedim
Nasıl unuturum ki
Hatırayı, maziyi
Allahım anlımıza
Yazmış böyle yazıyı
Hiç unutur muyum Meğo’nun
Yağızı suladığını
Ayağına taş deyen Guli’nin
İt gibi uluduğunu
Emim oğlu Suco’yu
Arkadaş olduğun Saco’yu
Gebiz denilen Neco’yu
Nasıl unuturum ki ben?
Unutur muyum Mevlüt’ün
Aşka gelip coştuğunu,
Seddar’ın uyuz atının
Düğünlerde koştuğunu
Ensar’ın bütün parasını
Bozuk saate verdiğini
Kışlaya perişan ve
Parasız girdiğini
Unutur muyum kızlara
Söz verenleri
Sonra da kor ata
Sıraya girenleri
Unutur muyum gençlerin
Darıldığını?
Fevzi’nin kafasının
Gırcayla kırıldığını
Unutur muyum üçüncü
Cıgara alanları?
Tec den çuval, çuval
Tahıl çalanları.
Unutur muyum Şeno’nun
İzmir’e gittiğini?
Tekin’in kotanda
Hodaklık ettiğini
Her şeyi kıran sakarı
Gözleri şeytan bakarı
Şansına küsmüş Çakar’ı
Nasıl unuturum ben?
Çayırda seker Gakko’yu
Bizlerden küçük Bako’yu
Öğretmen olan Nakko’yu
Nasıl unuturum ki ben?
İlkokulda ilk yazdığım yazıyı
İsiko’yu ve de bizim Özo’yu
Unutması mümkün değil maziyi
Nasıl unuturum ki ben?
Unutur muyum ki hiç bazı
Kızların “As” lığını
Gece gündüz Şina’nın
Susmayan ıslığını
Unutur muyum hiç
Pürçüklünün özüne
Canımızdan bezdiren
Harmanların tozunu
Unutmam mümkün mü ki onların
Saçta gezen bitini
Çayırların yükselip
Boyu geçen otunu
Kars’taki o şen evleri
Masallarda anlatılan devleri
Yanan mereklerden çıkan alevleri
Nasıl unuturum ki ben?
Çiçek açan yazları
Çayda yüzen kazları
Su getiren kızları
Nasıl unuturum ki ben?
Kalak yapan kadını
Meşeden gelen odunu
Alaca kazın budunu
Nasıl unuturum ki ben?
Kapıdaki deliği
Berber Yusuf Çeliği
Yaptığım serseriliği
Nasıl unuturum ki ben?
Bazen alırdım ben azıcık bağ ipi
Hiç unutur muyum bakkal Yağıbı
O saydığım en küçücük sayıydı
Bizim bakkalımız Yağıp dayıydı
Burada görsem bile büyük gemiyi
Unutmam mümkün mü Osman emiyi?
Eli ile tabakayı arardı
Bulunca da cıgarayı sarardı
Harmanı ve biçini
Tarladaki ekini
Aziz dostum Tekin’i
Nasıl unuturum ki ben?
Orda yaptığım demi
Benden küçük Adem’i
Hatırımdan Ekrem’i
Nasıl silerim ki ben?
Selim’deki siloyu
Hafif aksak İlo’yu
Haşat gibi Niho’yu
Nasıl unuturum ki ben?
Geçen bu kadar maziyi
Yazdığım bunca yazıyı
Yahu şu deli Feyzi’yi
Nasıl unuturum ki ben?
Benim çakar-almazı
Buzdan soğuk Yılmaz’ı
Öyle olur olmazı
Nasıl unuturum ki ben?
Kışın yün eğirenleri
Köydeki değirmenleri
Yüzdeki siyah benleri
Nasıl unuturum ki ben?
Orada geçen her anı
Çiftçilik yapan Kenan’ı
Benim aşkımla yananı
Nasıl unuturum ki ben?
Evimizin damını
Kızların endamını
Sarıkamış ormanını
Nasıl unuturum ki ben?
Duman eden sobaları
Yaşlı dede, babaları
Saman atan yabaları
Nasıl unuturum ki ben?
Sözlerdeki o manayı
Bizim Hanife anayı
Lelle halanın Şeno’yu
Nasıl unuturum ki ben?
Amcamın çaldığı udu
Faytoncu kara Mahmudu
Sanatkar denen Turgut’u
Nasıl unuturum ki ben?
Evdeki eski halıyı
Daşağı seven valiyi
Mehmetali, Duraliyi
Nasıl unuturum ki ben?
Harmandaki yığın sapı
Kalayı yok eski kabı
Akrabam olan Cenabı
Nasıl unuturum ki ben?
Emrah dayı, Laçın dayı
Bunlar kabarık bir sayı
Yürekler gönül sarmayı
Nasıl unuturum ki ben?
Bir, ay misali Suna’yı
Mehmetali’yi Cuma’yı
Çayırda gezen turnayı
Nasıl unuturum ki ben?
Kırılmayan o azimi
Mehemmet ile Kazim’i
Köyün neşesi Nazim’i
Nasıl unuturum ki ben?
Ayakkabıcı Kemal’i
Bizim akıllı Cemal’i
Boro’yu ve de Temel’i
Nasıl unuturum ki ben?
Köyde en yaşlı Efo’yu
Ummani ile Şefo’yu
Arkadaşım o Sefo’yu
Nasıl unuturum ki ben?
Deredeki kurbağayı
Eşref eminin boğayı
Emicem olan Ağa’yı
Nasıl unuturum ki ben?
Lisede okuyan Şaho’yu
Canabın kızı Talo’yu
Şaşırıp kalmış Melo’yu
Nasıl unuturum ki ben?
Rıza dayının Seyfettin’i
Yapılın “piti”nin etini
Öğretmen amcam Hayrettin’i
Nasıl unuturum ki ben?
Gözleri güzel Ahu’yu
Okuldan kaçan Meğo’yu
Kıvırcık saçlı Şaho’yu
Nasıl unuturum ki ben?
Çok komik Halis gadayı
Büyük çaydaki adayı
Kızlardaki o edayı
Nasıl unuturum ki ben?
Çoğu gitti kaldı azı
Muhtarlık eden Ellez’i
Deli olan İliyas’ı
Nasıl unuturum ki ben?
Benim için en çetini
Köyümün has nimetini
Kamyoncu amcam Metin’i
Nasıl unuturum ki ben?
Kumardaki o hileyi
Çektiğim bunca çileyi
Ola şu kurt Atila’yı
Nasıl unuturum ki ben?
Çayla içtiğim ketemi
Sakallı Kadir dedemi
Bir de Makbule nenemi
Nasıl unuturum ki ben?
Dedem gilin kır atını
Mehmet’ini Murat’ını
Muzafferin suratını
Nasıl unuturum ki ben?
İnandığım bir kanıyı
Fazı ile Kurbanı’yı
Hoca olan Fermani’yi
Nasıl unuturum ki ben?
Gökte gülümseyen güzel hilali
Bana tıraş olan uyuz Gülali
Patronum bulunan berber Bilali
Nasıl unuturum ki ben?
Zalim yıllar demek onu da aştı
İyi bir dost idi, bir arkadaştı
Kafamda bin türlü düşünce ördüm
Bu sefer Bilal’i pek kötü gördüm
Kendine bilinmez bir yol mu tutmuş?
Eski ahbapları, dostu unutmuş
Sanki ruhu solmuş, beli bükülmüş
Ola bu yaşlılık bir bok değilmiş.
Resmini duvara astım
Sana fena halde küstüm
Sanki beni görmüyorsun
Arayıp da sormuyorsun
Ne fark eder, çok çalıştım?
Böyle şeylere alıştım
Gönlüm hayalle gidiyor
Gene de çok zor ediyor
Boş ver dostum bir şey olmaz
Bu dünya kimseye kalmaz
Günler geçti, bitiyoruz
İşte geldik gidiyoruz
Bu gün benim kafam sakin
Unuttuğum çok mu Tekin?
Gerçi zahmet olur sana
Bir liste yaz gönder bana
Maziyi derin kazıyim
Uzun bir şiir yazıyim
Yuvarlanıp mazi dönsün
İçimdeki ateş sönsün.
14 Eylül 2008 Pazar
Karahamza
KARAHAMZA SENİN YOLUN NEREDE?
Karahamza senin yolun nerede?
Artık aspap yıkayan yok mu derede?
Hiç tanıdık kalmadı ki orada
Karahamza senin yolun nerede?
Gitmek istiyorum, gidemiyorum
Yatmak istiyorum, yatamıyorum
Şu sönmüş halin bakamıyorum
Karahamza senin yolun nerede?
Hani senin şen toyun, şen düğünün?
Hani senin tek oyunun, bu günün
Ne de güzel idi geçmişin, dünün
Karahamza senin yolun nerede?
Şu sokaktan harmanlara koşardık
Yaz gelince neşelenip coşardık
Atlayarak çeperleri aşardık
Karahamza senin yolun nerede?
Tırmanırdık otlukların üstüne
Otururduk kalakların büstüne
Zaman geçti, sen de bize küstün he
Karahamza senin yolun nerede?
Mereklere doldururduk samanı
Çalışarak geçirirdik zamanı
Gem sürmek vermezdi bize amanı
Karahamza senin yolun nerede?
KÖYÜMÜZ
Bu yerden gideli çok şey değişmiş
Anlamadım, yıllar ne çubuk geçmiş
Küçükler büyümüş bana yetişmiş
Bıraktığım gibi değil köyümüz
Giderken dostlarım unutmaz sandım
Geldiğim hiç kimseyi tanımadım
Eski resimlere bakıp ağladım
Bıraktığım gibi değil köyümüz
Gezdiğim sokaklar beni görmüyor
İnsanlar yüzüme neden gülmüyor?
Ayrılık düğümünü kimse çözmüyor
Bıraktığım gibi değil köyümüz
Özlemişim köyümüzün neyini?
Çamur sokağını, yıkık peyini
Davulunu, zurnasını, kınaç neyini
Bıraktığım gibi değil köyümüz
Yaşlılar nerede? Saçları aklar
Kıvrılan, bükülen çamur sokaklar
Geçmişin sırrını duvarlar saklar
Bıraktığım gibi değil köyümüz.
KIZLARI GÜZELDİ KARAHAMZA’NIN
Bizim akan çayda kızlar aspap yıkardı
Gün doğarken nahır dağa çıkardı
Şina’nın fırtığı durmaz akardı
Kızları güzeldi Karahamza’nın
Çiçekler açardı çayırlarında
Kuzular otlardı bayırlarında
Reyhanlar kokardı yaz aylarında
Yazları güzeldi Karahamza’nın
Tavuklar, cücükler şoşda gezerdi
Birkaç tanesini kamyon ezerdi
Korukçu Mecnun sa candan bezerdi
Güzleri güzeldi Karahamza’nın
Dükkanlarda kavun, karpuz kokardı
Çocuklar hasretle gidip bakardı
Köyün soytarısı bizim Çakar dı
Sazları güzeldi Karahamza’nın
Kış olunca tipi, boran olurdu
Kapıların önü karla dolardı
Ufukta güneşin rengi solardı
Kazları güzeldi Karahamza’nın
Güzel halkı asla küsmez barışır
Küheylanlar birbiriyle yarışır
Kuzuları koyunlara karışır
Kozları güzeldi Karahamza’nın
GÜZEL KÖYÜMÜZ
Güzel köy ben seni sevdim ezelden
Senin için vazgeçerim nice güzelden
Sana ulaşamam, ne gelir elden?
Ey güzel köyümüz, güzel köyümüz
Sende değil benim anamla babam
Onların toprağı oldular yaban
Şimdi ne ot kaldı ne artık saman
Ey güzel köyümüz, güzel köyümüz
Sana gönül ile koymuşum hatır
Anamın mezarı Horasan’dadır
Babamın mezarı Ankara’dadır
Ey güzel köyümüz, güzel köyümüz
Köyde taş duvarlı evler yaptılar
İbadet ettiler Hak’ka taptılar
Şimdi oraları eller kaptılar
Ey güzel köyümüz, güzel köyümüz
Köyümde anamdan doğdum ağladım
Düştüm gurbet ile kara bağladım
Bir zaman sel gibi coştum çağladım
Ey güzel köyümüz, güzel köyümüz
Uzakta görünen şu karşı dağlar
Köyden ayrılalı gözlerim ağlar
Orda ölenleri bilir mi sağlar?
Ey güzel köyümüz, güzel köyümüz
Hak seni etmemiş bir şeye muhtaç
İçinde yaşayan kalmadı hiç aç
Bütün o köylerin başlarına taç
Ey güzel köyümüz, güzel köyümüz
Senin o köylerin Zühre yıldızı
Sende vurdu beni bir peri kızı
İçimden çıkmıyor hele o sızı
Ey güzel köyümüz, güzel köyümüz
Bahar gelir çiçeklerin açılır
Her bir yana güzel koku saçılır
Biçin gelir tarla-çayır biçilir
Ey güzel köyümüz, güzel köyümüz
Kelle de tarlalar, önde çayırlar
Bir hanım kız gördüm pancar ayırtlar
Sizleri özledim düzler, bayırlar
Ey güzel köyümüz, güzel köyümüz
O güzel çayırda çiçek açarsa
Köylüler başında çaylar içerse
Kamyonlar bir hızla şoşdan geçerse
Ey güzel köyümüz, güzel köyümüz
Kuşlar öter, çaylar çağlayıp akar
Dam penceresinden bir güzel bakar
Ona bakanları kor gibi yakar
Ey güzel köyümüz, güzel köyümüz
Meleşir komlarda koyun kuzular
Çıkmıyor gönlümden eski sızılar
Böyle yazılmıştır alın yazılar
Ey güzel köyümüz, güzel köyümüz
Ne güzeldi köyün yağı, peyniri
Talih bizi attı her şeyden geri
Biraz da gönderse adamın biri
Ey güzel köyümüz, güzel köyümüz
Ah o dağlar, o dereler, o taşlar
Ah orada kalan dost arkadaşlar
O toprağa insan bin can bağışlar
Ey güzel köyümüz, güzel köyümüz
Güzel kız yüzünde sanki bir “ben” sin
Dıştan harapsan da içten serinsin
Emin ol benim tek isteğim sensin
Ey güzel köyümüz, güzel köyümüz
Bir camisi vardı, iki değirmen
Otları, suları dertlere derman
Seni anıyorum her zaman, her an
Ey güzel köyümüz, güzel köyümüz
Çünkü ben o şirin köyde doğmuşum
Açlığı, tokluğu orda görmüşüm
Yaşantı ağımı orda örmüşüm
Ey güzel köyümüz, güzel köyümüz
Acep oralarda şimdi ne kaldı?
Felek her birini bir derde saldı
Kimisi gurbette, kimisi öldü
Ey güzel köyümüz, güzel köyümüz
Sende yetişirdi nazenim kızlar
Sularda yüzerdi ördekler kazlar
İçimde anılar her zaman sızlar
Ey güzel köyümüz, güzel köyümüz
Ne yazık içinde kimse kalmamış
O güzel halkının hepsi gülmemiş
Çünkü bu dünyadan murat almamış
Ey güzel köyümüz, güzel köyümüz
Derelerin baktım akmış kokuşmuş
Tekin dahi bir köşeye sıkışmış
Hayır, demem “bu hal sana yakışmış”
Ey güzel köyümüz, güzel köyümüz
Ekinciler bol, bol ekin ektiler
Bahçeler yaptılar, ağaç diktiler
Biliriz ki ne zahmetler çektiler
Ey güzel köyümüz, güzel köyümüz
Şendin, ne güzeldin, hani o günler?
Hani o bayramlar, o şen düğünler?
Hayalimden geçti yarınlar, dünler
Ey güzel köyümüz, güzel köyümüz
Bu yıl geldim sana, sönmüşsün sanki
Üzüntüm ne kadar oldu o an ki?
Hani o şaşalı yıllar, hani o zaman ki?
Ey güzel köyümüz, güzel köyümüz.
Karahamza senin yolun nerede?
Artık aspap yıkayan yok mu derede?
Hiç tanıdık kalmadı ki orada
Karahamza senin yolun nerede?
Gitmek istiyorum, gidemiyorum
Yatmak istiyorum, yatamıyorum
Şu sönmüş halin bakamıyorum
Karahamza senin yolun nerede?
Hani senin şen toyun, şen düğünün?
Hani senin tek oyunun, bu günün
Ne de güzel idi geçmişin, dünün
Karahamza senin yolun nerede?
Şu sokaktan harmanlara koşardık
Yaz gelince neşelenip coşardık
Atlayarak çeperleri aşardık
Karahamza senin yolun nerede?
Tırmanırdık otlukların üstüne
Otururduk kalakların büstüne
Zaman geçti, sen de bize küstün he
Karahamza senin yolun nerede?
Mereklere doldururduk samanı
Çalışarak geçirirdik zamanı
Gem sürmek vermezdi bize amanı
Karahamza senin yolun nerede?
KÖYÜMÜZ
Bu yerden gideli çok şey değişmiş
Anlamadım, yıllar ne çubuk geçmiş
Küçükler büyümüş bana yetişmiş
Bıraktığım gibi değil köyümüz
Giderken dostlarım unutmaz sandım
Geldiğim hiç kimseyi tanımadım
Eski resimlere bakıp ağladım
Bıraktığım gibi değil köyümüz
Gezdiğim sokaklar beni görmüyor
İnsanlar yüzüme neden gülmüyor?
Ayrılık düğümünü kimse çözmüyor
Bıraktığım gibi değil köyümüz
Özlemişim köyümüzün neyini?
Çamur sokağını, yıkık peyini
Davulunu, zurnasını, kınaç neyini
Bıraktığım gibi değil köyümüz
Yaşlılar nerede? Saçları aklar
Kıvrılan, bükülen çamur sokaklar
Geçmişin sırrını duvarlar saklar
Bıraktığım gibi değil köyümüz.
KIZLARI GÜZELDİ KARAHAMZA’NIN
Bizim akan çayda kızlar aspap yıkardı
Gün doğarken nahır dağa çıkardı
Şina’nın fırtığı durmaz akardı
Kızları güzeldi Karahamza’nın
Çiçekler açardı çayırlarında
Kuzular otlardı bayırlarında
Reyhanlar kokardı yaz aylarında
Yazları güzeldi Karahamza’nın
Tavuklar, cücükler şoşda gezerdi
Birkaç tanesini kamyon ezerdi
Korukçu Mecnun sa candan bezerdi
Güzleri güzeldi Karahamza’nın
Dükkanlarda kavun, karpuz kokardı
Çocuklar hasretle gidip bakardı
Köyün soytarısı bizim Çakar dı
Sazları güzeldi Karahamza’nın
Kış olunca tipi, boran olurdu
Kapıların önü karla dolardı
Ufukta güneşin rengi solardı
Kazları güzeldi Karahamza’nın
Güzel halkı asla küsmez barışır
Küheylanlar birbiriyle yarışır
Kuzuları koyunlara karışır
Kozları güzeldi Karahamza’nın
GÜZEL KÖYÜMÜZ
Güzel köy ben seni sevdim ezelden
Senin için vazgeçerim nice güzelden
Sana ulaşamam, ne gelir elden?
Ey güzel köyümüz, güzel köyümüz
Sende değil benim anamla babam
Onların toprağı oldular yaban
Şimdi ne ot kaldı ne artık saman
Ey güzel köyümüz, güzel köyümüz
Sana gönül ile koymuşum hatır
Anamın mezarı Horasan’dadır
Babamın mezarı Ankara’dadır
Ey güzel köyümüz, güzel köyümüz
Köyde taş duvarlı evler yaptılar
İbadet ettiler Hak’ka taptılar
Şimdi oraları eller kaptılar
Ey güzel köyümüz, güzel köyümüz
Köyümde anamdan doğdum ağladım
Düştüm gurbet ile kara bağladım
Bir zaman sel gibi coştum çağladım
Ey güzel köyümüz, güzel köyümüz
Uzakta görünen şu karşı dağlar
Köyden ayrılalı gözlerim ağlar
Orda ölenleri bilir mi sağlar?
Ey güzel köyümüz, güzel köyümüz
Hak seni etmemiş bir şeye muhtaç
İçinde yaşayan kalmadı hiç aç
Bütün o köylerin başlarına taç
Ey güzel köyümüz, güzel köyümüz
Senin o köylerin Zühre yıldızı
Sende vurdu beni bir peri kızı
İçimden çıkmıyor hele o sızı
Ey güzel köyümüz, güzel köyümüz
Bahar gelir çiçeklerin açılır
Her bir yana güzel koku saçılır
Biçin gelir tarla-çayır biçilir
Ey güzel köyümüz, güzel köyümüz
Kelle de tarlalar, önde çayırlar
Bir hanım kız gördüm pancar ayırtlar
Sizleri özledim düzler, bayırlar
Ey güzel köyümüz, güzel köyümüz
O güzel çayırda çiçek açarsa
Köylüler başında çaylar içerse
Kamyonlar bir hızla şoşdan geçerse
Ey güzel köyümüz, güzel köyümüz
Kuşlar öter, çaylar çağlayıp akar
Dam penceresinden bir güzel bakar
Ona bakanları kor gibi yakar
Ey güzel köyümüz, güzel köyümüz
Meleşir komlarda koyun kuzular
Çıkmıyor gönlümden eski sızılar
Böyle yazılmıştır alın yazılar
Ey güzel köyümüz, güzel köyümüz
Ne güzeldi köyün yağı, peyniri
Talih bizi attı her şeyden geri
Biraz da gönderse adamın biri
Ey güzel köyümüz, güzel köyümüz
Ah o dağlar, o dereler, o taşlar
Ah orada kalan dost arkadaşlar
O toprağa insan bin can bağışlar
Ey güzel köyümüz, güzel köyümüz
Güzel kız yüzünde sanki bir “ben” sin
Dıştan harapsan da içten serinsin
Emin ol benim tek isteğim sensin
Ey güzel köyümüz, güzel köyümüz
Bir camisi vardı, iki değirmen
Otları, suları dertlere derman
Seni anıyorum her zaman, her an
Ey güzel köyümüz, güzel köyümüz
Çünkü ben o şirin köyde doğmuşum
Açlığı, tokluğu orda görmüşüm
Yaşantı ağımı orda örmüşüm
Ey güzel köyümüz, güzel köyümüz
Acep oralarda şimdi ne kaldı?
Felek her birini bir derde saldı
Kimisi gurbette, kimisi öldü
Ey güzel köyümüz, güzel köyümüz
Sende yetişirdi nazenim kızlar
Sularda yüzerdi ördekler kazlar
İçimde anılar her zaman sızlar
Ey güzel köyümüz, güzel köyümüz
Ne yazık içinde kimse kalmamış
O güzel halkının hepsi gülmemiş
Çünkü bu dünyadan murat almamış
Ey güzel köyümüz, güzel köyümüz
Derelerin baktım akmış kokuşmuş
Tekin dahi bir köşeye sıkışmış
Hayır, demem “bu hal sana yakışmış”
Ey güzel köyümüz, güzel köyümüz
Ekinciler bol, bol ekin ektiler
Bahçeler yaptılar, ağaç diktiler
Biliriz ki ne zahmetler çektiler
Ey güzel köyümüz, güzel köyümüz
Şendin, ne güzeldin, hani o günler?
Hani o bayramlar, o şen düğünler?
Hayalimden geçti yarınlar, dünler
Ey güzel köyümüz, güzel köyümüz
Bu yıl geldim sana, sönmüşsün sanki
Üzüntüm ne kadar oldu o an ki?
Hani o şaşalı yıllar, hani o zaman ki?
Ey güzel köyümüz, güzel köyümüz.
Kaydol:
Yorumlar (Atom)